16. ve 17. yy. Klasik Devir Türk Halı Sanatı . (Uşak
Halıları)
Selçuklu halılarından sonra, Türk Halı sanatının ikinci
parlak devri XVI. yüzyılda Uşak ve çevresinde yapılan halılarla başlar. Türk
halıları içinde en büyük ve tanınmış grup olan Uşak halıları, Avrupalı
ressamların tablolarında sık sık tasvir edilip, XVIII. yüzyıl sonuna kadar çok
tutulduğu halde, envanter kayıtlarında Uşak adı geçmez ve bunlar Türk halıları
diye bilinir. Yerli kaynaklarda ise bu halılar, 17. yüzyıldan beri
tanınmaktadır. Evliya Çelebi (1633'te), İstanbul loncasında 111 halı tüccarı
ile, İzmir, Selanik, Kahire, İsfahan, Uşak ve Kavala menşeli halıların satıldığı
40 dükkandan bahseder. 1674'te İstanbul Yeni Valide Camii envanterinde bir Uşak
halısının adı geçer (Evliya Çelebi). 1726'da Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet
Dairesi Uşak halıları ile kaplanmıştır. 1763'te açılan Laleli Camii için
Uşak'a halı ısmarlanmıştır. Ahmet Refik, hicri 12. yüzyılda İstanbul hayati
(İstanbul, 1930) s. 201, vesika 244'te Uşak ile birlikte, Uşak çevresinden de
söz etmekte ve örneklerin İstanbul''dan tedarik edildiğini belirtmektedir.

Holbein halıları adı ile tanınan grubun ilk iki tipi, bunlara
menşe olarak kabul edilir. Fakat bunlarda geometrik motifler yerine, tamamen
bitki motifleri ve yine bitki motiflerinden meydana gelen madalyonlar hâkim
olmuştur.
İki esas grup olarak madalyonlu ve yıldızlı Uşak halıları
alışılmış isimlerdir. Bunlardan hangisinin daha önce olduğu belli değildir.
Yıldızlı Uşak grubunu daha önce kabul edenler varsa da, gerçek çıkış tarihini
belirlemek bugünkü bilgilerle imkânsızdır. Tablolardaki tasvirlerine bakarak 16.
yüzyılın ilk yarısına mal edilebilir. Türk halılarında madalyon şekli de ilk
defa bu yüzyılda kullanılmaya başlamıştır.
SPONSOR
Kapadokya Otelleri -
Otel - Uçak Bileti - Antalya
Otelleri - Bodrum
Otelleri
Madalyon şeması İran'da minyatürlü yazmaların tezhipli
sayfalarından, yani kitap süs'leme sanatından halı sanatına geçerek 16. yüzyıl
Tebriz halılarında önemli bir rol oynamıştır.
1514'de Tebriz'in Türkler tarafından fethinden sonra madalyon
şeması fikir olarak Türk halılarına da girmiştir. Uşak halılarındaki çok çeşitli
zengin madalyon tipleri Türk ustaların hâkimiyet ve yaratma gücünü belli eder.
Bu ustalar kitap sanatını halıya aktarmaktan çekinmişlerdir.

Tebriz, Keşan ve İsfahan halılarında esas örnek olarak
halının ortası iri bir madalyonla, köşeler çeyrek madalyonlarla belirtilerek,
madalyonların içi ve halının zemini minyatür sanatına göre bitki süslemeleri,
insan ve hayvan figürlü kompozisyonlarla doldurulmuştur. Böylece minyatür
sanatının, aynı nakkaşlar tarafından çizilen halı örnekleri kartonları ile
tekstil tekniğine uygulanması yüzünden İran halısının gelişmesi tıkanmıştır.
Buna karşılık XVI. ve XVIII. yüzyıl Uşak halılarında yeni
örnekler tekstil sanat ve tekniğine uygun olarak değerlendirilmiş, tabii olarak
devamlı gelişmesi sağlanmıştır.
Madalyonlu Uşak Halıları
Madalyonlu Uşak halıları daha önemli
bir grup olarak XVIII. yüzyıl içinde de gelişmiş, 10metreye kadar uzun olanları
yapılmıştır. Orta eksende yuvarlak, yanlarda sivri dilimli madalyonların
sıralanmasından ibaret ve sonsuzluğa işaret eden kompozisyon, İran halılarının
sınırları belli ve kapalı kompozisyonundan Kırklıdır.
Sonsuz örnek halinde
sıralanmış madalyonlardan kesilmiş bu kompozisyon düzeninde, ancak madalyonlar
bazen oval, bazen yuvarlak olarak değişmiş, sıralanışta zeminin boyutları farklı
da olsa bir değişme olmamıştır, Bol sayıda kalmış olup, 18. yüzyıl ortalarına
kadar devam eden madalyonlu uşakların en iyi cinsleri, sarı çiçeklerle
doldurulmuş lacivert zemin üzerine koyu kırmızı ve mavi madalyonlulardır.
Kırmızı zeminliler daha zengin'dir ve madalyonları hep lacivert olur. Umumiyetle
yünden yapılmış, bazen pamuk kullanılmıştır. Kırmızı, lacivert ve parlak sarı
hâkim renkler olup, ikinci derecede yeşil, mavi renkler, konturlarda siyah
kullanılmış, üç asıl, iki yardımcı renkle zengin şahane dekorlar meydana
gelmiştir.

XVI. yüzyıl başlarından
itibaren süratle gerek klasik şeklini almış olan madalyonlu Uşak halıları, hemen
Avrupa'ya da ihraç edilmiştir. VIII. Henri' nin, Kraliçe Elizabeth zamanında
1570'te kopya edilen bir aile resminde, ayakları altına serilmiş bir madalyonlu
Uşak halısı tasvir edilmiştir. 16. yüzyıl Hollanda enteriör resimlerinde masaya
serilmiş madalyonlu Uşak halılarının çok titiz resmedilmiş tasvirleri vardır.
Vermeer' in Buckingham sarayında ve Dresden galerisindeki, Terborchun Londra
National Gallery' deki tabloları bunlar arasındadır. Polonyalı Wiesiolowski
ailesi arması ile madalyonlu Uşak halısı (Berlin Müzesinde) ve Krakovi' de
Wavel' de bulunan halı, madalyonlu uşakların sipariş üzerine yapıldığı'nı
gösterir.
17. yüzyılda madalyonlu halıların değişik tipleri de ortaya
çıkmıştır. Bunlardan biri sekiz dilimli madalyonların değişik eksenlerle
sıra'lanmasından meydana gelen sonsuz örnek prensibini kuvvetle belirtmektedir.
Bunun daha eski bir örneği son harpte Berlin Müzesin' de yanmış fakat bu arada
birçok başka örnek'leri bulunmuştur.

18. yüzyıl son yarısında Avrupa resminde madalyonlu Uşak
halılarının çok değişik örnekleri hâlâ tasvir ediliyordu. Bunlardan İsviçreli
ressam Liotard (1702-1789) "Conventry Kontesi Portresi"nde yerde serili olarak
koyu mavi zemin üzerine açık kahverengi madalyonun altında, üstünde lotus
yanlarda birer palmetlerle orijinali bilinmeyen bir madalyonlu Uşak halısı
resmetmiştir.
Burada madalyon zemin genişliğine yakın bir ölçüye varmış,
bordürle arasında çok az mesafe kalmıştır.
İstanbul TİEM' de ve Konya Mevlana Müzesi'nde parça halinde
ve tam olarak birçok madalyonlu Uşak halılarının şahane ve çok değişik örnekleri
vardır. Son yıllarda Kuveyt Emiri' nin yeni kurduğu modern bir müze olan Kuwait
National Museum'da çok iyi durumda (3,25 m.x7,23 m.) şahane bir madalyonlu Uşak
halısı bulunmaktadır. Aynı müzede bir araya dikilmiş parçalar halinde küçük
örnekli, 1. tip Holbein halısı (1.4 m x 2.87 m) ile bir de yıldızlı Uşak halısı
vardır.
Yıldızlı Uşak Halıları
Yıldızlı Uşak halıları sayıca daha
küçük bir ip olup, sekiz kollu yıldızlarla küçük baklava biçimindeki
madalyonların kaydırılmış eksenler üzerinde alternatif sıralanmasını gösterir.
Bunlar orta boy halılardır, dört metreden uzun olanları pek azdır. Zaman
bakımından da 17. yüzyıl sonundan ileri geçmez. Daima kırmızı zemin üzerine
sekiz köşeli yıldız madalyonlar ve küçük baklavalar koyu mavi ekleri meydana
getirir. Bunlarda halının ortası belirtilmez ve madalyonların sonsuz örneğe
bağlandığı açıkça bellidir. Bazen zemin, mavi madalyonlar kırmızı renkte
olabilir. Madalyonların içi sarı ve kırmızı palmet ve çifte Rumilerle
dolgunlaşmış, zemin köşeli dallar ve çok renkli çiçeklerle bezenmiştir. Bunların
başlangıç tarihleri daha belirlidir. Bordürlerinin ortasındaki kartuşlar içinde
Montague ailesinin armasını taşıyan yıldızlı Uşak grubundan üç halının ikisi
tarihlidir. Duke of Buccleuch koleksiyonunda bulunan bu halılardan üç yıldız,
iki baklava veya üç baklava iki yıldız olarak beşer madalyon halinde alternatif
sıralanmış örnekle büyük halı 1584 tarihli, 3 madalyon sırası ile daha küçük
olanı 1585 tarihlidir. Tarihler dar kenarda, halı üzerine dikilmiştir. Üçüncü
halı tarihsizdir. 1914'ten beri İngilizlere mal edilen bu halılar, sonraları
Kühnel ve Erdmann gibi otoritelerce Türk halısı olarak kabul edilmiştir. Dr. May
Beattie ise, son araştırmasında teknik ve malzeme bakımından inceleyerek
bunların İngiltere veya Antwerpen' de yapılmış olabileceği'ni ileri sürmüştür.
Sağlam bir dayanağı olmayan bu iddia, sonraki tarihlerde Türk halılarından kopya
edilerek İngiliz halıları yapılmış olmasına bağlanır. Fakat 16. yüzyılda
İngiltere'de halı yapıldığını gösteren belge yoktur. Bunların sipariş üzerine ve
kontrol altında Uşak veya çevresindeki tezgâhlarda, gönderilen keten iplikler ve
örneklere göre özel olarak hazırlandıklarını kabul etmek gerekir. Ayrıca büyük
halının zeminindeki Romen harfleri, bunları okuyamayan kimselerce ters olarak
konulmuştur. Kühnel de Avrupa'nın teşvik ve istekleri ile hatta bir dereceye
kadar direkt kontrolü altında İzmir ve civarında halı imalat merkezleri
kurulduğunu belirtir. Bu halılar konulacakları yere uygun ölçüde hazırlanırdı,
armalı olanlar da bunların sipariş olduğunu gösterir.

Daha önce bir geleneği daha sonra da bir devamı
olmadan yıldızlı Uşak halılarının en şahane örneklerinin İngiltere'de yapılmış
sonra bu tezgâhların birdenbire tatil edilmiş olduğu'nu düşünmek güçtür.
Yıldızlı Uşakların ilk klasik tasviri Paris
Bordone'nin Venedik'te Accademia di Belle Arti' deki 1533 tarihli bir
tablosunda, daha yüzyılın ilk yarısında görülür. Burada "Balıkçının aziz Markus'
un yüzüğünü Doc' a getirmesi" tablosunda Doc' a tahtı altında serili şahane bir
yıldızlı Uşak tasvir edilmiştir. İngiltere'de 17. yüzyıldan önce böyle tasvirler
görülmez.
Yıldızlı Uşaklar 17. yüzyılı geçmediği
halde, kısa zamanda gelişmesini tamamlamış, bir bozulma olmamıştır. 16.
yüzyıldan ancak 20-25 kadar yıldızlı Uşak kalmıştır. Boyları 4 metreyi geçmez.
İstanbul Türk ve İslam Eser'leri Müzesi'nde ortada tam, altta üstte birer yarım
yıldız madalyonla yalnız orta eksenden ibaret kalmış geç devirden küçük bir
örnek dikkati çeker. İstanbul, Sultanahmet Camii, Hünkâr Kasrındaki Vakıflar
Halı Müzesi'nde 17. yüzyıldan kalma bu çeşit halılarda, diğer enteresan örnekler
vardır. Bunlar arasında çok eskimiş bir yıldızlı Uşak mavi zemin ve kırmızı
yıldız madalyonu ile değişik bir görünüştedir.

Donald King 'e göre; Yıldızlı Uşak halıları
örneği ile Erdebil halısı gibi çiçek dekorlu zemini arabesk dolgulu madalyonları
ve ovalleri ile İran halı desenleri arasında açık bir bağlantı vardır. Her ne
kadar 1539 tarihli Erdebil halısı ilk yıldızlı Uşak halılarından biraz daha
sonra ise de bunların İran etkisi altında tasarlandığına şüphe yoktur. Bu etki
belki barışçı yol'lardan olabilir. Fakat büyük ihtimalle İran'ın önemi halı
merkezi Tebriz'i de içine alan, kısmının 1514 ve 1533'ten sonraki Osmanlı
hâkimiyeti ile gelmiştir.
Erdebil halısı ile yıldızlı Uşak
halıları arasında gerek tarih gerekse motiflerin özellikleri bakımından açık bir
bağlantı kurmak kolay değilse de yine Tebriz'de bulunan Gök Mescid 'in çini
süslemeleri daha yakın bir kaynak gibi görünmektedir. Burada Timur devrinden
sonra Türkmen sülalesi hâkimiyeti olmuştur. Karakoyunlu Türkmenleri hükümdarı
Muzaferiddin Cihanşah (1436- I467) Tebriz'de 870 (1465)'de yaptırdığı bu Gök
Mescit'in çini süslemelerinde bir baklavanın dört ucundan çıkan palmetlerle
tekrarlayan bir motif çiniden çok halıya uygun özelliğe sahiptir. Bunun ince
detaylı dolguları da halı desenlerini andırır. Yıldızlı Uşakların böyle bir
kaynaktan etkilenmiş olması daha akla yakın gelmektedir. Genel tablo olarak da
yıldızlı Uşakları andırmaktadır. Karakoyunlu Türkmenlerinin Tebriz'de Gök Mescit
çini desenleri 16. yüzyılda ortaya çıkan yıldızlı Uşak halıların örneklerinin
geliştirilmesine kaynak olmuştur denilebilir. Türkmenlerin halı
sanatıyla yakın ilgisi bilinmektedir. Diğer taraftan Yıldızlı Uşak halılarıyla
aynı devirden kalan bir mimari süsleme arasında açık bir benzerlik olduğunu
gösteren diğer bir örnek de vardır.

Edirne, Selimiye camiinin yeni tamamlanan restorasyon
çalışmalarında pencerelerin tavanı temizlenince sıvaların altından, devrinden
kalma (1575) siyah renkte kalemisi desenler meydana çıkarılmıştır. Bunlar
yıldızlı Uşak halılarının örnekleriyle yakın benzerlik gösteriyorlar. (Resim 36,
37) Karakoyunlu Türkmenlerinden başlayarak Türk Sanatı'nın çeşitli alanlarında
geliştirilen bu motifler kullanıldıkları yere ve maddeye göre bu eserler
üzerinde değişik uygulama şekilleriyle orijinal bir süsleme zenginliği
yaratmışlardır.
16-17. yüzyıl klasik devir Türk halı sanatı 2